Küfür ile dünya durmaz, zulüm ile durur…
Koçibey
Belirli bir düzen içinde bir şeyin yerini belirlemekle mahiyetini belirlemek aynı şeydir. Bir varlığı olması gereken yerden alıp bir başka yere koymak, yani onun mahiyetini belirleyememek o varlığa zulümdür. Her şey yerli yerinde iken asıl varlıktır; olması gereken yerde değilse, algılanan o varlık gerçek varlık değil, varlığın gölgesidir.
Oysa kozmoz düzen demektir ve her şey belirli bir düzen içindedir burada. Aynı iyi idea etrafında kendi varlığında duran kendi mahiyetine sahip olan varlıklardır. Burada varlıklar birbirleriyle özdeşim kurarak aynı olmaklığı yaşarlar. Aynı idea etrafında aynıyette olarak. Belirli bir özdeşim zemini oturttuktan sonra başkalıktan söz etmek mümkün olacaktır. Aynıyetin başkası onun gölgesidir.
Herkes kendi mahiyetini belirleyip bütünü içindeki yerini belirlerse iyi edea’da düzen içinde sürecektir yaşamlar. Oysa varlıkta olunamamak, belirlenememek, yerli yerine oturtulamamak kaos demekti bu da zulmü getirirdi.
Bilmemek ya da sanrılar seviyesinde kalmak, puzzle’ın dağılmasıydı, düzenin ve birliğin bozulmasıydı. Bir şeyi kendimiz için farketmek (özü sezmek), tam da kendi açımızdan çözmek hem de iyi ideası içindeki yeri açısından çözmekti. Belirlemek, determine etmek, sınırlarını belirlemek…
Gölgelere düştüğüm bir anda zulüm düştü yüreğimin içine… Oysa hep yerli yerimdeydim ben ve hep bir düzenin içinde sürüyordu akışım; hep ilerliyor her an yer değiştiriyordum ama düzen hiç bozulmuyordu. Şimdi nerden çıktı bu gölgeler peki ya bana zulmeden kim?